İlahi adalet bu olsa gerek,Türkiye'nin 50 yıllık hayali gelip bir Romen hayat kadınının iki bacağının arasında düğümlendi!
Görmüşsünüzdür mutlaka,İstanbul'da bir fuhuş operasyonunda yakalanan ve AB üyesi Romanya vatandaşı bir hayat kadını gazeteciler ve polislere "bu kafayla AB'ye zor girersiniz" diye bağırdı.
E kadın haklı ne diyeyim?Sen yıllarca "AB üyeliği ne getirecek" sorusuna tatmin edici bir yanıt bulamaz,sadece "daha çağdaş daha modern olacağız" diye eveleyip gevelersen,senin adına biri cevabı verir,sen de sap gibi kalırsın böyle işte!
Oysa bak nasıl faydaları varmış AB üyeliğinin?Ortalama Türk erkeğinin hayallerini süsleyen, uzun boylu illa ki sarışın Romen kadınlara ulaşmanın yolu AB üyeliğiymiş de yıllardır bizden saklamışlar!Son kamuoyu yoklamalarına göre %40'lar civarına düşen AB desteğini arttırmanın yolu da belli oldu demektir...
Durum böyle olunca AB konusunda çalışmalarda bulunacak ekibimizi de değiştirmemiz gerekecek haliyle.
Öyle değil mi ya?Madem o topluluğa katılmanın yolu bu,var olan uzmanlarla nasıl becereceksin ki?Derhal harekete geçmemiz gerekiyor.Tez elden Nuri Alço başkanlığında yeni bir heyet oluşturup,dişinden tırnağından arttırdığı 100 Doları AB yolunda gözünü kırpmadan harcayabilecek yiğitlerimizi biraraya getirmeliyiz.
Yeter mi peki?
Asla...
Devlet politikamızı da buna göre yeniden şekillendirmek zorundayız.Mesela...
TOBB Başkanı'nın yıllarca uğraşarak belli noktaya getirdiği "işadamlarına yurtdışına çıkışta vize zorunluluğunu kaldırmak üzere yeşil pasaport verilmesi" uygulamasını derhal genişletmeliyiz.İlk aşamada yeşil pasaport verilemeyecek olsa bile,en azından devlet "çoklu giriş" içeren vizeyi kahraman Türk girişimcilerine(!) sağlamalı.Ne de olsa adam çoktan "çoklu girişi" kafaya koymuş durumda,devlet de bil el atsa fena mı olur?
Bir de mutlaka,geçmişten bugüne kadar detaylı bir inceleme yaparak,bu yolculukta rotayı yanlış yönlere çevirenlerden hesap sormalıyız.Ne de olsa evlere şenlik Anayasa değişikliğimizle 12 Eylülcülerden bile hesap sormak mümkün hale geldi,bu iş ondan daha mı az önemli?
Örneğin eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz bir an önce Meclis'te kurulacak bir komisyon tarafından sorgulanmalı.
Hatırlarsınız,kendisi "AB'ye giden yol Diyarbakır'dan geçer" sözüyle bilinir!E be adam,bu nasıl bir öngörü yoksunluğudur,nasıl bir basiretsizliktir ki,sen AB yolunu ta Diyarbakır'a kadar götürdün de,burnunun dibindeki komşunu görmedin?
Evet evet,başımıza ne geliyorsa,devlet yönetiminden anlamayan insanlardan geliyor!
AB'ye üyelik diye diye devlet yönetimini de kavrayabiliriz umudundayım. Bilmeyene öğretiyorlar ne de olsa... Ha gayret, ha gayret !
YanıtlaSil